Allame-i Fikir.com – Tasarım ve Donanım Blogu
İnternet Marketing
In Ci We Trust
4 Tem
Onlar türk internet tarihine adını yazdıran nadir oluşumlardan biri. Nefret edeni de çok takipçiside. Twitter, Facebook gibi dünya devlerine kendi sistemlerini kullanarak yaptıkları “ziyaretler” ve Türkiye’de Okan Bayülgen’den, Esra Ceyda kardeşlere kadar geniş bir yelpazede medyaya yaptıkları “ziyaretler” onları ülke çapında büyük bir şöhrete kavuşturdu.
Standart sözlük altyapısını kullanan, ancak alıştığımız sözlük yazarı ve yazıları imajından uzak duran inci sözlük 38.000 den fazla yazarı ve 7 milyondan fazla entrysi ile Türkiye’deki en kalabalık internet platformlarından birisi haline geldi.
Ücretsiz sözlük sayfası dağıtan sözlükspot alt yapısı kullanan oluşumun üyelerinin kendilerine has hitap şekilleri ve bir jargonları var. Bilindiği gibi sözlüklerde argo kelime kullanımı veya küfürle ilgili bir kısıtlama yok. Bu durum inci’de de söz konusu. Ancak inci sözlükçüler en çok bu konuda eleştirilerin hedefinde. Çok küfür ettikleri argo konuştukları gibi eleştrilerin yanı sıra faşizan tutumlar içinde oldukları, fakirliği yerip, zenginliği yücelttikleri, ırkçı oldukları, pornocu oldukları gibi eleştrilerde var.
Peki onların Eleştridikleri Şeyler Yok mu?
Kendilerini anaşist bir platform olarak dile getiren inci sözlük bolca popüler kültür eleştrisi yapmakta aslında. İşin argosunu küfürünü bir kenara bıraktığımızda bir çok konuda oldukça çarpıcı ve doğrudan hedefe giden eleştrileri var. Aslında eleştrilmelerindeki en büyük etmenlerden biri bu.
Diğer sözlükleri ve sözlükçüleri boş lafçılıkla ukalalıkla ve en kibar tabiri ile tatlı su entelliğiyle suçluyorlar. Beğenmiyorlar, bazı kavramların içini fazlaca doldurup boş konuştuklarını söylüyorlar. Nutella’ya, Browni’ye gıcıklar. “Bir kek en fazla ne kadar güzel olabilir ki” diyorlar. (Çok da haksız sayılmazlar)
Eleştri hakkını en doğrudan kullanıp abartıyı sevmiyorlar. Aralarında biraz uzun yazanlara bile tahammül edemiyorlar genelde.
Hiç mi Doğru İşler Yapmıyorlar?
Dışardan bakıldığında bu adamların işi gücü tüm gün küfür etmek, buldukları heryere saldırmakmış gibi görünsede yaptıkları çok da güzel işler var. Hemen hemen kulaklarına çalınan tüm yardım kampanyalarını bu platformda paylaşıp isanlara ellerinden geldiğince yardım etmeye çalışıyorlar.
Tüm bunların dışında çok eğlendikleri aşikar. Gün boyu çeşitli konularda hem geyik yapıyorlar, hem atışıyorlar, hafif erotik paylaşımları da cabası.
Web 2.0 ın büyük nimetlerinden biri olan ve bir dönemin en popüler sosyal platformlarından biri olan sözlüklerin git gide demode olmaya başladığı şu günlerde, sözlük sistemi kullanarak adeta diğer sözlüklerle adeta savaşıyorlar. Sözlükler ama sözlüklerden ve sözlükçülerden nefret ediyorlar. Zaten genelde yaptıkları da bu protest tavırlarını daima “ziyaret edecekleri” yerlerin sistemlerini ve bu sistemlerin açıklarını kullanarak yapıyorlar.
Bu da onları türk internetindeki fenomenler arasına yavaş yavaş ekliyor.
Not: Özet geçemedim
Facebook Sayfanız Kaç Para Eder?
13 May
Vitrue Social Page Evaluator ile facebook sayfalarınızn dolar cinsinden anlık ve potansiyel ederlerini öğrenebilirsiniz. Hesaplama yapılırken fan sayısı, gönderi kalitesi ve duvarda gerçekleşen aktivite sayısı göz önüne alınmış.
Siz de Vitrue Social Page Evaluator ile sayfalarınızn değerlerini öğrenebilirsiniz
PCTV & IPTV
10 Şub
Aslında pek çoğumuzun henüz aşina olmadığı bir konu bu… Ip TV hakkında bir miktar bilgi sahibi olanlarımız vardır ancak Pc Tv nin ne olduğunu henüz çoğumuz bilmiyoruz bile… Bunlar aslında teknolojilerin iç içe geçmesiyle ortaya çıkmış olan teknolojilerdir.
Sayısal olarak düşünürsek 2010 yılında ülkemizde 13 milyon civarında televizyon satılması bekleniyor. Bunun yanında ise 3 milyon civarında bilgisayar satılması bekleniyor yani bilgisayar satışı televizyon satışından daha az durumda. Ancak bu iki mecranın birleşmesi ortaya çok farklı içerikte sonuçlar çıkarıyor.
Amaç aslında hayatımızdaki 3 farklı ekranı, yani bilgisayarımızı, televizyonumuzu ve cep telefonumuzu bir araya getirebilmek. Özellikle windows 7 ile birlikte duyrulan Media Center bu iş için biçilmiş kaftan… Artık kullanıcılar bu sayede bilgisayarlarından Digi Türk, D Smart veya muadili herhangi başka bir yayın sisteminden faydalanabilecekler… Bunun sonucunda netbook, lap top gibi ürünleri 3G teknoloisi ile birleştirdiğinizde istediğiniz yayını istediğiniz yerde seyredebiliyor hale gelebiliyorsunuz veya kaçırdığınız bir yayını kaydedip sonra izleyebiliyorsunuz… Bu durumda ortaya yeni bir mecra çıkabiliyor ve siz kimin ne izlediğini de takip edebilir hale geliyorsunuz…
Bunun dışında Intel Atom işlemcinin başarısı sayesinde bu sistem bilgisayar dışında da kullanılabiliyor… Atom işlemci sayesinde teleizyonların içine işletim sistemi kurabilme olanağının ortaya çıkmasıyla PCTV de ortaya çıkmış oluyor…
Ancak IP TV’yi doğru anlamak gerekiyor. IPTV’yi eğer internet üzerinden televizyon izlemek olarak değerlendirmek yanlış bir düşünce biçimi olacak… IPTV televizyonda dahil tüm mobil cihazlar üzerinden istediğiniz yerden istediğiniz anda istediğiniz içeriği dilediğiniz gibi içerik izleme şansı tanıyan bir sistemdir.
Piyasada geçtiğimiz yıllarda banner veya text tabanlı arama motoru pazarlamaları (SEM) çok popüler uygulamalardı. kaldi ki popülaritelerini bugünde hala sürdürmekteler. Ancak artık pek çok kullanıcı bannerlara itimat etmemekte, tıklamamaktadır. Bu noktada IPTV yeni bir trend olarak ortaya çıkacaktır. Çünkü artık bu sistem sayesinde biz kimin ne izlediğini, ne zaman izlediğini birebir görebilmekte ve reklam stratejimizi belirlerken bunları kullanmamızı ve çok daha verimli sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır.
IPTV üç farklı tabana sahiptir. Bunlardan ilki bilgisayar tabanlı IPTV. Pek çok kullanıcı bilgisayar kullanırken
televizyonda seyretmektedir bu açıdan IPTV’nin bilgisayar tabanlı oluşumu kaçınılmazdır. 2.si Kutu IPTV (STB). Bu bazı kurumların üretecekleri kutuları satın alarak evimizde televizyonumuz üzerinden IPTV kullanabilmemizi sağlayan sistemler olacaktır. 3.sü ise Oyun Konsolu Tabanlı IPTV bu da Playstation, Xbox vs. konsollar üzerinden IPTV ye ulaşabileceğimiz platformlar olacaktır.
Tabi IPTV pazarlama imkanı olarak da ciddi bir sistemdir çünkü bu sayede herkesin ayrı yerlerde aynı yayını izleme şansını sunması ağızdan ağıza pazarlama için bulunmaz bir nimet… Ayrıca farklı seçenekler sayesinde eğer isterseniz yayın esnasında bir anket sorusu sorup bu yayaını izleyen herkesten anında cevaplar alabiliyor olmamız, yer merkezli hava ve yol durumunu öğrenebilmemiz, e ticaret olanaklarının farklı boyutlara taşınması, anlık mesajlaşma, arkadaşlık sistemleri, video oluşturma ve paylaşma vs. gibi pek çok sistem artık televizyonumuza ve yayın akışımıza IPTV sayesinde entegre olabiliyor.
Windows 7 Home Premium ve Professional ürünlerinde bütünleşik olarak gelen Media Center kolay anlaşılır arayüzü sayesinde kullanıcılarına bu hizmeti rahatça kullanma imkanını sunmaktadır.
Türeticiler ve Dijital Pazarlama
8 Şub
Türetici Nedir?
Özellikle geçtiğimiz 2 yıllık süreç de hayatımıza giren bu kavram çok yeni ve dijital pazarlama açısından çok önemli bir
kavram. Türetici yani Tüketici + Üretici = Türetici. Bu kavram Microsoft Türkiye Pazarlama Grup Müdürü Mehmet Nuri Çankaya tarafından ortaya atıldı…
Peki bu kavram neyi ifade ediyor? Ülkemizde Online Dijital dünyayı kullanan çok büyük bir kitle var. Bu kitleyi rakamsal olarak ifade etmek gerekirse Ülkemizde MSN Live Messenger ürününü kullanan yaklaşık 30 milyon kullanıcı var. Bunun yanı sıra yüzdesel olarak çok düşük seviyelerden bir anda Facebook kullanımı olarak çok yüksek yerlere gelmiş bulunuyoruz… Türkiye Facebook kullanımı açısından dünya 4.sü. Bunların ardından da dijital mobil cihazların değişmesi ve televizyonun kullanım pratiklerinin de değişmesiyle alan iyice genişlemiş ve çok farklı sahalara doğru kaymaya başlamıştır.
Kondratiev adlı bir rus professörün araştırmaları göz önünde bulundurulduğunda sektörde her 60 – 70 yıllık periodda ciddi değişiklikler olduğunu görmekteyiz. Kondratiev bu araştırmaları geçmişin buharlı makinelerinden beri yapmaktadır. 70′li yıllara baktığımızda ciddi anlamda bilişimin oluşmakta olduğunu görmekteyiz. 2000 li yıllarda ise bunun artık bir olgunluk düzeyine olduğunu görüyoruz…
Peki bu gelişim sürecinde 2010 yılının önemi ne? Herşeyden önce 2010 bu anlamda insanların bu ürünleri tam anlamıyla kullanıkları bir yıl olacak ve bu etkileşim ortamında fikirler, düşünceler online ortamda hemen paylaşılıyor, yorumlanıyor veya yayılıyor olmaya eskisinden daha güçlü bir şekilde devam edecek…
Mehmet Nuri Çankaya‘nın örneklerinden devam etmek gerekirse Crowd Spirit oluşumu örnek verilebilir. Crowd Spirit‘in web sayfasına baktığımızda ( http://www.crowdspirit.com ) bir takım donanımsal ürünler görmekteyiz. Bu sitede eğer bir fikriniz varsa fikrinizi bu sahada özgürce açabiliyorsunuz… Bu sistem içersinde fikirlerini açan tüketiciler dışında üreticiler de var… Bu noktada diğer kullanıcılar sizin fikirlerinizi oylamya başlıyor ve eğer üreticiler kafalarına yatan bir ürün bulurlarsa buna sponsor olup fikri bir prototip üretme aşamasına taşıyorlar. Bunun ardından üretilen ilk prototipler fikrin sahibi olan tüketicilere gönderiliyor ve ardından ürün hayata başlıyor.
Alışılmış ürün yaşam döngüsünden farklı olarak burda ürünün sahibi aslında tüketiciler olmuş oluyor. Belki çoğumuz bilmez ama bugün sıklıkla kullandığımız flashbellek, webcam gibi pek çok ürün birer türetici ürünüdür.
Tüketici fikirlerinin kullanıldığı bir başka örnek ise Peugeot Design Contest. Peugeot ve Microsoft’un ortaklaşa
yürüttüğü projede Peugeot bir tasarım yarışması başlattı. Bu yarışma da tüketiciler kafalarındaki Peugeot tasarımlarını yapıp gönderdiler ve 1. 2. 3.ler seçildi. Bunun ardından bu arabalar Xbox 360 oyun platformunda bir araba oyununun içinde de yer aldı… Böylece tasarımlar sadece sanal dünya da kalmamış oldu ve bir oyun plantformunda da hayat bulmuş oldu. Bu proje marka bilinirliği yaratma açısından mükemmel bir hamleydi ama esas sürpriz Peugeot’da geldi ve Peugeot birinci olan aracı üretip AutoShow’da görücüye çıkardı. Böylece Tüketicinin yarattığı fikrin gerçek anlamda hayata döndüştüğünü gördük.
Kişiselleştirme 2.0
Yine Mehmet Nuri Çankaya’nın yerine cuk oturan terimlerinden birisi olan Kişiselleştirme 2.0. İnternetin kullanıcılarına sunduğu en büyük imkanlardan biriside kişiselleştirme şansının olmasıdır. Buna en güzel örnek ise Jessica Simpson’un İnternet üzerinden çıkarttığı A Public Affair adlı single çalışmasıdır.
Bu çalışmanın özelliği ise kullanıcının Jessica Simpson’un şarkısının içinde bir bölüme kendi ismini koyabilmesi imkanıydı. Böylece kullanıcı bu single çalışmasını bilgisayarına sanki kendisine özel bir şarkı yapılmış gibi download edebiliyordu. Tabii bu hamle Jessica’dan dinleyicilerine bir kıyak değil ciddi bir pazarlama stratejisiydi. Bu dosyayı download eden kullanıcının ilk yapacağı şey bu parçayı başkalarına dinletmek veya göndermek olacağından çalışma hızla yayıldı ve bir çok insan kendi adına özel parçayıda download etti. Böylece A Public Affair İnternet üzerinden yaptığı satışlarda müthiş bir başarı elde etti.
Dijital pazarlama da türeticilerin önemi işte bu… Tüketici fikirlerini kullanmayı akıl eden firmalar inanılmaz başarılara adım atmaya devam ediyor. Dijital pazar ve bu ürünlere sırtı dönenler ise malesef yerinde saymaya devam ediyor…
Geleceğin Tüketicileri – F Kuşağı!
20 Ara
MediaCat dergisininde geçtiğimiz aylarda ele aldığı konuyu araştırdık, okuduk, yorumlarık yazıyoruz
Vaktinin çoğunluğunu facebook ve muadili sosyal ağlarda geçiren, internetsiz bir dünyada hiç yaşamamış bir nesil f kuşağı. F kuşağının mensupları gençlik hakkında bilinen tüm klişe bilgileri sarsar nitelikte.
F kuşağı, kendisinden önceki kuşak nasıl televizyonsuz dünya hakkında fikir yürütemiyorsa, internetsiz bir dünyada yaşamayı hayal bile edemiyor. Cep telefonu adeta temel tüketim maddelerinden biri halinde. Bu kitlenin önceki nesillerden farkı hayatlarını “online” ve “offline” olarak iki farklı alanda yaşıyor olması. Bu iki alan gün geçtikçe birbirine daha da yaklaşmakta hatta bazen online kısmı gerçek hayatın bile önüne geçip daha gerçekçi gelebiliyor.
İlgi alanları ele alındığında ise öne çıkan olgu ise kuşkusuz sosyal ağlar. Kuşak bütün sosyalleşme faaliyetleri, bilgi veya fikir paylaşımlarını ve tartışmalarını facebook ve benzeri sosyal ağlarda yapıyor. İhtiyaçlarının ise büyük bölümünü internete bağlanabilen cep telefonları ve bilgisayar gibi mecralar üzerinden gideriyorlar.
F Kuşağının Teme Özellikleri:
1- Yüzyüze iletişimden ziyade sosyal ağlardaki ilerişimi daha fazla tercih ediyorlar.
2- Medya tüketimleri önceki kuşaklardan çok farklı. Geleneksel mecralara tümüyle kapalı değiller elbette ancak mesafeli bir tavırları var. Örneğin Televizyon yayın akışlarını kabul etmiyor, internet üzerinden kendi yayın akışlarını yaratıyorlar.
3- Kesinlikle selülozik, yani fazlaca kağıt kullanan, bir kuşak değiller. Gazete ve dergilere yabancı değiller ama yakında sayılmazlar.
4- Çabuk sıkılan bir yapıya sahipler. İnternet’in inanılmaz hızı bile çoğu zaman onları kesmiyor. Biraz fazla bekletildikleri anda başka bir siteye adeta ışınlanıyorlar.
5- Reklamların ne dediğinden çok nasıl söylediği ile ilgileniyorlar. Onları eğlendiren ve konuya dahil eden markalara karşı algı seviyeleri daha yüksek. Markalar hakkındaki bilgilerini ise arkadaşlarından veya internetten ediniyorlar.
6- Cep telefonu temel bir tüketim maddesi gibi. Gittikleri her yere onu da yanlarında götürüyorlar. Bütçelerinin önemli bir kısmı mobil iletişime ayrılmış durumda.
7- Bu kuşak için en mantıklı iletişim seçeneği anında mesajlaşma (instant messaging)
8- İnternetin sayısısz seçeneği sayesinde ilgi alanları da oldukça geniş. Futbol en son vizyon filmleri dışında, alternatif müzik, grafiti, anime gibi niş konularada ilgi duyuyorlar.
Teknoloji Konusu
Teknoloji ürünlerini satın almak özellikle genç erkekler açısından”heyecan verici” bulunuyor. Erkekler arasında yeni teknolojilere herkesten önce sahip olma merakına sahip olanların oranı %14.
Gençlerin %29′u haftada ortalama 1-5 saatini, %19′u 6-11 saatini, %25′i 11-25 saatini, %13′ü 25-40 saatini internette geçiriyor. %13′ü ise 40 saatten fazla…
Gençler online oldukları süre boyunca %92′si arkadaşları ile mailleşerek, %82′si MSN Messenger üzerinden iletişim kurarak, %76′sı Facebook, MySpace, Twitter, Friendfeed, ve benzeri sosyal ağlarda sosyalleşerek zaman geçiriyor. Gençlerin %5′i bu hizmetleri cep telefonları üzerinden kullanırken, %86′sı güncel haberleri internetten takip ediyor.
Bu iletişim araçlarının hangi konular için kullanıldığı konusu ele alındığında ise şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. Örneğin genç kadınlar açısından dedikodu genellikle araştırma listelerine girmese de genç kadınların cep telefonunu daha çok dedikodu için kullandıkları özellerine göz atıldığında ortaya çıkan sonuçlar arasında. Genç kadınlar arasında cep telefonunun dedikodu için kullanılma yüzde %56.
İlköğretim sonuna kadar aile bir yaşam tutunma sebebi olarak görülüyor. Çocuklar için aile hep orda var. Onlar için koruyan kollayan ve yarınlarını planlatan bir kurum.
Lise döneminde aile arkadaşlara göre biraz daha ikinci planda kalıyor. üniversiteye hazırlık dönemi için maddi destek kurumu ve “aileye yaraşır insan olma” fikrinin sağlayıcıları olarak görülüyor.
Üniversite döneminde özgürleşme ve bireyseleşme çabaları ile aileden iyice uzaklaşılıyor. Bu noktada aile bakımı ve eğitimi sağlayan kurum olarak algılanıyor. Bu nedenle aile ile ilişkiler daha çok çıkar ilişkisi üzerine kurulmuş oluyor.
Anne: Arkadaş gibi, tolerans limiti sınırsız, herşeye rağmen yanında, gizli otorite
Baba: Otorite figürü ama kolay kandırılabilen, istediklerini kolay yaptırabildikleri, kariyer alanında örnek teşkil eden figür.
Popüler Kültüre İlgileri Nasıl?
Popüler kültür ve bu kütlürün ürünleri gençlerin kendi yarattıkları hızlı tüketim trendlerinin kurbanı. Gençlerin hayatında oldukça hızlı bir popülarite kaybı yaşayabiliyor. Birçok genç önceleri ait oldukları bu kültürün öğelerini zaman içinde kabul görmeyeceğini düşünerek kendine göre geliştiriyor ve esas meselenin kendi kültürünü kendi yaratmak veya tasarlamak olduğunu görüyor. Görünen şu ki gençler popüler kültürün kullanıcısı değil yaratıcısı olmayı tercih ediyor.
Kişisel Değerler
- Bireysellşmek
- Kendisi olmak
- Güçlü bir karakter sahibi olmak
- Özgür olmak
- Kendi kimliğini yaratmak
Vazgeçemedikleri
- Kendi kararlarını verebilme özgürlüğü
- Kendini yaratabilme. Fotoğraf ve tasarım gençlerin hobileri arasında. bu alanlar gençlerin kendilerini gerçekleştirebildikleri alanlar olarak öne çıkıyor.
- Teknoloji. Gençler açısından teknolojik aletler sadece birer araç değil gündelik hayatlarının vazgeçilmez tükerim ürünleri arasında.
Gençler özgün tasarıma sahip olan sadeliği ve şıklığı bir arada sunan aynı zamanda rahatlık ve konfor sağllayan şeylere özeniyorlar. Markalar arasında Apple ve Converse ön plana çıkarken, blog yazarlığı ise ayrı bir trend olarak öne çıkıyor.
İşte ana hatlarıyla F kuşağı budur. Pazarlama stratejilerinin yeni çağa ve yeni trendlere uygun olarak geliştirilmesi için bu tüketici kitlesinin tanınması ve özelliklerinin bilinmesi önemli temel taşlarıdır. Bu yazıyı hazırlarken özellikle yararlandığımız MediaCat dergisine Allame-i Blog ekibi olarak çok teşekkür ederiz.
Tabii her pazarlama metodunda olduğu gibi bu aracı doğru ve verimli kullanmak belirli kurallara titizlikle uyulmasını gerektiriyor.

